Rızık, Allah’ın taahhüdü altında olduğu halde, açlıktan ölenleri nasıl izah ederiz?

Rızık, bir canlının yaşamını sürdürmesi için Cenab-ı Allah’ın ihsan ettiği her türlü maddi-manevi nimeti ifade etmektedir. Rızık verene Râzık denir, Rezzak ise, çok ve sürekli olarak rızık veren anlamını ifade eder. Canlıları yaratan Rabbimiz, onların yaşamını devam ettirmesine münasip rızıkları da yaratmıştır. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın… (Hud, 6)” ve “Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır. (Zâriyat, 58)” ayetlerinde bu husus açıkça ifade edilmektedir. Tefsirler, Nice canlı var ki rızkını sırtında taşımıyor; onları da sizi de besleyip barındıran Allah’tır. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir. (Ankebut, 60)” âyetinin, geçim kaygısı sebebiyle Medine’ye hicret etmekten çekinen, bu hususta tereddüt yaşayan bazı Müslümanlara, diğer canlılar gibi insanların rızkını verenin de Cenab-ı Allah olduğunun, bu hususta bir güvensizliğe kapılmanın yanlışlığına dikkat çekildiğini belirtmişlerdir.  

Dünya, diğer gezegenlerden farklı olarak, insan ve diğer canlıların yaşamına imkân verecek biçimde yaratılmıştır. Isı ve ışığı ile bize hayat kaynağı olan güneş, oksijen kaynağı yemyeşil ağaçlar, berrak suları ile yaşamı şenlendiren ırmaklar, her türlü sebze, meyve ve tahıllara menşe hüviyetindeki toprak yeryüzündeki canlılara ihsan edilmiş rızıklara örnek teşkil etmektedir. 2 milyondan fazla bitki ve hayvan türüne ve onların sonsuz denebilecek sayıdaki fertlerine, onlara uygun tarzda rızık gönderen kimdir? Oksijeni insanlara, karbondioksiti bitkilere rızık yapan kimdir? Güçten, kuvvetten mahrum küçük yavrulara şefkati ile rızık gönderen kimdir? Anne karnında teşekkül eden bir bebeğe, annesini hizmetkâr yapan, güvenli bir ortamda ağzını dahi hareket ettirmeden göbeğinden besleyen; dünyaya geldikten sonra bebeğin büyümesi ve gelişmesi için gerekli yağları, proteinleri, karbonhidratları ihtiva eden süt gibi halis bir gıdayı ağzını oynatma dışında bir çaba gerektirmeksizin meme musluğundan içiren kimdir? Yavruları aç bekleyen aslanı, onları doyurmak amacıyla ava gönderen ve yavrularını doyurmalarını sağlayan kimdir? En âciz ve en zayıf olan meyve kurtlarını, meyve mahzeninin içine yerleştiren kimdir? Ağaç köklerinin ayağına kadar rızkı gönderen kimdir? İnsan vücuduna alınan besinlerin bir kısmını ihtiyat azığı olmak üzere çeşitli şekillerde depolayan ve açlık durumunda kullandıran kimdir? Uzun süreli açlık durumlarında, kilo kaybının öncelikle daha az önem arz eden yağ, dalak vb. organ ve dokulardan başlamasını temin eden, hayati öneme sahip beynin en son aşamaya kalmasını temin eden kimdir?  Elbette, Rahmaniyeti tüm varlığı kuşatan ve rızkı taahhüt eden Allah… Bu anlamda, bir canlının “rızıksızlıktan” ölme imkânı bulunmamaktadır. Bu durumda, açlıktan ölenleri nasıl açıklayacağız?

Cenab-ı Hakk, Şafi’dir, hastalara şifa vermektedir, ancak şifa veriyor olması, tedavisi mevcut da olsa, bazı insanların hastalıklardan vefat etmesine engel teşkil etmemektedir. Zira bu dünya, fanilik üzere kurulmuş, Cenab-ı Hakk’ın çeşitli isimlerinin tecellilerini gösteren bir yerdir. Yüce Rabbimiz, Muhyi ismiyle hayatı verdiği gibi, Mümit ismiyle de ölümü de vermektedir. Kimisi bir hastalık vesilesiyle yaşama veda ederken, kimi de açlıkla ölüm kapısından geçerek ahirete intikal etmektedir. Annesi tarafından merhametsizce bir çöp bidonuna atılan bir bebek, yeryüzünde rızık olmadığı için ölmemekte, annesinin merhametsizliği sonucu kendine hazırlanmış rızkı alamamış olmasından dolayı vefat etmektedir.

Cenab-ı Hakk rızkı sağlamakla birlikte, o rızka erişilmesini de bazı sebeplere bağlamıştır. Bu sebepler, kişinin kendisine de, kendisi dışındaki faktörlere de bağlı olabilir. Örneğin, rızkı elde etmek için gerektiği kadar çalışmayan bir kişide sorun kendisinden kaynaklanmaktadır. Kişinin dışındaki faktörler, yukarıdaki merhametsiz anne örneğinde olduğu gibi bireysel düzeyde olabileceği gibi, toplumlar ve hatta devletler düzeyinde de olabilir. Her gün binlerce insanın bir iki dolarlık gıdayı alamamaktan vefat ettiği Afrika’nın bu duruma gelmesinde kedi- köpek bakımına yönelik her yıl milyarlarca doların sarf edildiği Batı ülkelerinin emperyalist politikaları yatmaktadır. Ne yazık ki Kara Afrika, kara bahtını büyük ölçüde, doğal kaynaklarını talan eden, sömüren ve kendine bağımlı hale getiren Batı ülkelerine borçludur. Adil bir paylaşımla tüm insanlara yetebilecek olan rızıklar, gözünü hırsın ve açgözlülüğün bürüdüğü zalim insanlar tarafından gasp edilmekte ve Üstad Necip Fazıl’ın “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul, Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul!..” biçiminde resmettiği “rızkın paylaşımında adaletsizlik sorunu” ortaya çıkmaktadır.

Dr. Naim Tatlıcı

(2331)

kez okunmuştur.

Yorum Yapabilirsiniz

*