Ölülerin ardından Kur’an okunur mu?

Ölülerin ardından dua etmenin güzel bir davranış olduğunda ittifak edilmiş olmasına rağmen, Kur’an okunup okunmaması gerektiğine yönelik farklı yaklaşımların olduğunu görüyoruz. Konuya ilişkin şu değerlendirmeleri yapabiliriz:

  • İman-salih amel-ihlâs üçgeni içinde “İnsan için ancak çalışmasının karşılığı vardır. (Necm, 39)”. Aslolan, kişinin kendisinin hayırlı eylemlerde bulunması veya  “İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir: Kalıcı bir sadaka (toplum yararına cami, yol, çeşme, hastane vs. bırakan), kendisinden istifade edilen bir ilim (bırakan), kendisine dua edecek salih bir evlat (bırakan).” hadisinde olduğu gibi hayırlı miras bırakmasıdır.
  • Yüce Rabbimiz Kur’anı hayat kitabı olarak, dirilere akletmeleri ve tabi olmaları için göndermiştir. “(Bu Kur’an) âyetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. (Sad, 29)” “…O, yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. (Kur’an) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kâfirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir) Yâsîn (69-70)”. Kur’an’ın sadece ölülere okunan bir kitap haline getirilmesi ve lafzına mahkûm edilmesi, Kur’an’a yapılabilecek en büyük zulümlerden biridir. Bu konuda, sahabi Abdullah b. Mes’ûd “Kur’an kendisiyle amel edilmek için indirildi. (Yazık ki) insanlar onun (yalnız) tilavetini amel-ibâdet edindiler!” şeklinde şikâyette bulunurken, Mehmed Akif de derdini Safahat’ta şu mısralarla dile getirmiştir:

İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de,

Yoksa bir maksat aranmaz mı bu âyetlerde?

Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur’ân’ın:

Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz ma’nânın:

Ya açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına;

Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur’ân, bunu hakkıyle bilin,

Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!”

  • Kimi âlimler, Peygamberimiz ve sahabeden ölülerin ardından Kur’an okunmasını tavsiye eden sahih bir rivayet olmadığını ifade ederken, kimileri de bu konudaki mevcut bazı hadisleri Kur’an okumanın faydasına/gerekliliğine işaret olarak değerlendirmektedir. Bazı durumlarda ise, rivayetler farklı biçimde anlaşılmıştır. Örneğin,  İbn-i Hibban “Ölülerinize kelime-i Tevhidi (lâ ilâhe illallah) telkin ediniz” ve “Ölülerinize Yasin okuyunuz!” hadisleri ile, ölmek üzere olan kimseye kelime-i tevhid telkin edilmesi ve Yasin okunmasının anlaşılması gerektiğini ifade ederken, bazıları da hadisi tevil etmeden olduğu gibi kabul etmiştir. Ölmüşlere Kur’an okunması konusunda mezhepler arasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Örneğin, Hanefîler ve Hanbeliler ölülere okunan Kur’ân’ın sevâbının bağışlanması durumunda bunun ölüye ulaşacağını söylemişken, Şâfiîler ve Malikilere göre, Kur’ân okumanın sevabı ölüye ulaşmaz. Ancak Şafiî ve Malikîlerin sonradan gelen bazı âlimleri, ölülere Kur’ân okunabileceğini söylemişlerdir. Sonuç olarak, fıkıhçıların çoğunluğu, Kur’ân-ı Kerîm’in ölülere okunabileceği, sevabının bağışlanması durumunda bu sevabın, ölülere ulaşacağı ve ölülerin bu sevaptan yararlanacağı kanaatindedir. Bir merkezden yapılan TV yayınlarının milyonlarca kişiye aynı anda ulaşmasında olduğu gibi, diriler için bir hayat kitabı olmanın yanı sıra bir dua ve zikir kitabı da olan Kur’an’ın okunan ayetleri, manevi bir yayın hükmünde hediye edilen milyonlarca kişiye ulaşır.
  • Vefat edenlerin ardından Kur’an okunması, “avam”ın dinle irtibatı için bir vesile olmaktadır. Kaldı ki, yakınlarını/sevdiklerini Kur’an okuyarak anan kişilere “Kur’an okumayın!” dendiğinde ve yerine daha güzel bir âdet ikame edilemediğinde, söz konusu kişilerin şu an eleştirilen konumdan daha kötü bir konuma gidebileceği gözden kaçırılmamalıdır. Mustafa İslamoğlu’nun yaklaşımıyla, okunan Kur’an’ın ölülere yararı olmaması durumunda bile, okunan Kur’an ayetleri içinde duaların yer alması, ölen kişinin sadaka-i cariyeden istifade edeceğinin hadiste belirtilmiş olması dikkate alınarak, Kur’an okuma gibi salih bir ameli yerine getiren hayırlı evlatların ölen kişi için bir nevi sadaka-i cariye hükmünde olması ve Kur’an ’ı o anda dinleyen “hayatta” kişilerin olması Kur’an okumanın güzel olmasına delil olarak yeter.
  • “Kur’ân’ı okuyun ve O’nunla amel edin. O’ndan yüz çevirmeyin. Yanlış yorumlarla taşkınlık yapmayın. O’nu karın doyurmaya/ticarete alet etmeyin. O’nunla zenginleşmeye kalkmayın.” hadisi ışığında, Kur’an’ı geçim vasıtasına, mezarlıkları da bir ticarethaneye dönüştürmekten kaçınmalıdır.

Dr. Naim Tatlıcı

 

(4757)

kez okunmuştur.

Yorum Yapabilirsiniz

*